19 Haziran 2019, 00:15:41
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Periyodik cetvel (tablo) hakkında şaşırtıcı bilgiler  (Okunma Sayısı 519 defa)
_burakk_
Moderatör
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1.772

En vefalı dostumuz, gölgemizdir:


Üyelik Bilgileri
« : 02 Ocak 2019, 10:59:59 »

Periyodik tablo (cetvel) ya da başka bir ifadeyle elementler çizelgesi, öğrenciler için en zorlayıcı ve sıkıcı konulardandır. Kimya sınavlarında periyodik tablodan pekçok soru çıkar. Öğrenciler sınavlardan başarılı olmak için sıralı elementlerin şifrelerinin yer aldığı tekerlemeler bile geliştirirler. Örneğin: haydarpaşa(h) lisesinin(li) nankör(na) kimyacısı(k) rubidyumun(rb) cesedini(cs) fırlattı(fr)...

St. Petersburg Üniversitesi’nden Dimitri Mendeleyev tarafından yaklaşık 150 yıl önce oluşturulan elementler çizelgesiyle ilgili Amerikan Discover dergisinde ilginç bilgiler yer aldı. “Elementler çizelgesi konusunda bilmediklerimiz” başlığıyla Cumhuriyt Bilim Teknik Dergisi’nde yayınlanan yazı başlıca noktalarıyla şöyle:

Elementler çizelgesini öğrencilik yıllarından sınıfa asılı iç karartıcı bir tablo olarak anımsayabilirsiniz. Öyleyse, bu tablonun gerçek amacını da hiç düşünmediniz demektir. Elementler çizelgesi büyük bir aldatmacadır.
Bu çizelge St. Petersburg Üniversitesi’nin garip profesörlerinden Dimitri Mendeleyev tarafından oluşturulduğu 1869 yılından beri kimya öğrencileri tarafından kullanılıyor.
Yayımcıya teslim edilme tarihi yaklaştığından o sırada bilinen 63 elementin tümünü anlatmaya vakit bulamayan Mendeleyev başkaları tarafından özenle bir araya getirilmiş olan atom ağırlıklarından oluşan bir dizi veriyle yetinmek zorunda kaldı.
Bilim insanları söz konusu atom ağırlıklarını belirlemek amacıyla çeşitli çözeltilerden akımlar geçirmek suretiyle onları atomlarına ayrıştırmışlardı. Bir elementin atomları pilin kutuplarına tepki olarak bir yöne giderken bir başka elementin atomları öteki yöne gidiyordu. Atomlar farklı bir yere toplanıyor, ardından ağırlıkları ölçülüyordu.
Kimya uzmanları bu sürecin sonunda görece ağırlıklar belirledi bu da Mendeleyev’in işe yarar bir sıralama yapması için gereksindiği tek şeydi.
İskambil oyunlarını çok seven Mendeleyev her bir elementin ağırlığını ayrı bir dizin kartına yazarak kartları iskambil falı açar gibi ayırdı. Atom ağırlıklarını küçükten büyüğe doğru artarak belli kolonlara yerleştiren Mendeleyev, benzer özelliklere sahip elementlerden birer “deste” oluşturdu.
Artık 63 elementin tümü için geçerli tek bir örüngüyü tanımlayan yeni bir Periyodik Yasa’sı vardı (Elementler artan atom ağırlıklarına göre sıralandıklarında belli özellikler yineleniyordu).
Mendeleyev hazırladığı bu sistemde haklı olarak ağırlıkları ve kimyasal özellikleri henüz keşfedilmemiş elementler olduğunu düşünerek kimi yerleri boş bıraktı. Daha sonra bulunan galyum, skandiyum ve germanyum bu boşluklara yerleştirildi.
Ancak 1894 yılında bulunan argon elementi çizelgenin hiçbir yerine uymayınca Mendeleyev bu elementin varlığını reddetti- helyum, neon, kripton, ksenon ve radon için de aynı tepkiyi gösterdi.
1902 yılında, gözden kaçırılan bu inanılmaz derecede tepkisiz elementlerin- ya da asal gazların- varlığını kabul etti. Bu elementler şimdi çizelgenin sekizinci grubunu oluşturuyorlar.
Artık elementleri proton sayılarına, ya da “atom numarasına” göre ayırıyoruz. Atom numarası ters elektrik yüklü elektronların dizilimini ve buna bağlı olarak da elementin kimyasal özelliklerini belirler.
Elementler çizelgesinin en sağında yer alan asal gazların en dış elektron kabuğu tümden elektronlarla dolu olduğundan kimyasal tepkime eğilimleri de son derece düşüktür.
Atom aşkı: çağdaş bir elementler çizelgesini alın, karmaşık orta sütunlarını kesin ve 4. Grup elementlerin ortasından boylu boyunca bir kez kıvırın. Birbirleriyle öpüşen grupların elektron yapıları birbirlerini tamamlayacak ve bu gruplar birbirleriyle kaynaşacaklardır.
Sodyumun klorüre dokunuşu sofra tuzunu oluşturur! Çok yüksek dozlarda ölümcül bir iğne olarak kullanılan potasyum klorür gibi başka bileşikleri de kolaylıkla kestirebilirsiniz.
Çizelgenin ortasındaki 4. Grup elementler kendi içlerinde ve birbirleriyle kolayca bağlanırlar. Sürgit silikon + silikon + silikon bağlantısı bilgisayarlardaki yarıiletkenlerin yapımında kullanılan kristal örgüyü oluşturur.
Yine 4. Grup kapsamında yer alan karbon elementinin atomları uzun zincirler halinde birleşerek şekerleri oluştururlar. Karbon elementinin yaşamın temel molekülü olması onun kimyasal esnekliğinden kaynaklanmaktadır.
Mendeleyev tüm elementlerin değişmez olduklarını düşünüyordu. Oysa, radyoaktif atomların çekirdekleri değişkendir. Bir başka deyişle, bu atomlar çizelgenin bir yerinden bir başka yerine gidebilirler. Örneğin, atom numarası 92 olan uranyum elementi giderek çürür ve çok daha hafif elementlere dönüşür. Bu süreçte son nokta 82 atom sayılı kurşun elementidir.
Doğada atom numarası 92’nin üzerinde olan atomlar yoktur. Ancak elementlerin başka elementler ya da onların parçalarıyla sıkıştırılması suretiyle bu tür atomlar oluşturulabilir.
Elementler çizelgesinin son iki üyesi, kısa bir süre önce resmen tanınan ancak henüz adlandırılmamış olan, 114 ve 116 numaralı elementlerdir. 116 numaralı element milisaniyeler içinde çürüyüp yok olabilen bir yapıya sahiptir.
Fizik uzmanı Richard Feynman bir zamanlar 137 sayısının çizelgenin üst sınırını belirttiğine inanıyordu; daha fazla proton eklenmesi yalnızca sanal bir sayıyla belirtilebilecek bir enerji üretir ve 138 numaralı elementi oluşturabilirdi. Daha yükseği olanaksızdı. Kimbilir, belki de öyledir.
Logged

Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.088 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu S 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22